İki Yıllık Hemşirelik Bölümü Var Mı? Bir Hayalin Peşinden Koşarken
Bir sabah, Kayseri’nin o sakin, sisli havasında, henüz uyanmamış olan şehri izlerken gözlerim yine bir kararın eşiğindeydi. İki yıllık hemşirelik bölümü var mı? diye düşünüyordum, ama aynı soruyu her gün başka bir şekilde sormaktan yorulmuştum. Birçoğunun “bu meslek senin için çok zor” dediği, başkalarının “bu senin için uygun değil” diye kestirip attığı bir hayal, içimde büyüyordu. 25 yaşında bir genç olarak, duygularımı pek saklamadığımı bilirsiniz. O gün, ruhumun derinliklerinden bir şeyler koparıp ortaya koymaya karar vermiştim. Bu yazıyı da tam o yüzden yazıyorum: Hayal kırıklığımı, umudumu, bu hayata dair beklentilerimi ve ne kadar kırılgan olduğumu paylaşmak istiyorum. Çünkü bazen, bir yolculuğa başlamak için yalnızca bir soru sormak yeterli oluyor.
İlk Adımlar ve O Karar
Lise sona gelmiştim. Birçok arkadaşımın ne yapmak istediği belliydi: Mühendis, avukat, öğretmen, doktor… Ama ben, bir parça da olsa toplumun ne kadar değerli gördüğü mesleklerin dışına çıkmak istiyordum. Hemşire olmak, bana her zaman sıcak, insana dokunan, gerçek bir yardım elini uzatmak gibi gelmişti. Bu meslek, bana hep bir görev gibi değil, içsel bir tatmin gibi göründü. Hemşirelik, sadece tedavi etmek değil, bir insanın hayatta kalmasına yardımcı olmak, o insana gerçekten değer verdiğini göstermek demekti.
Günlüklerimde yazdığım gibi, bir sabah içimde bu düşünceyle kalktım: “Kayseri’de iki yıllık hemşirelik bölümü var mı?” Cevapları araştırırken, içimdeki hevesi bastıran bir korku belirdi. Üniversitelerin çoğunda hemşirelik bölümleri genellikle dört yıllık programlar sunuyordu. Bu, beni karamsarlığa sürüklemişti. Çünkü o dönem, bir iki yıl içinde meslek hayatıma başlamayı hayal ediyordum. Ama her şey o kadar karışıktı ki, bir türlü içimi rahatlatacak bir yanıt bulamıyordum.
O Sadece Bir Soru Değil
Birçok kişi bana, “Hemşirelik, zorlu bir meslek. 4 yıl, belki de senin için fazladır” demişti. Ama işte, o sözler ne kadar da yanlış! Hiçbir meslek için “fazla” demek, insanı küçültmektir. Oysa ben, Kayseri’nin küçük köylerinden birinin kırsalında büyüyen bir gençtim. Yıllarca hastaların yakınlarına yardım etmeye çalışırken, onların gözlerinde bir umut ışığı gördüm. Hemşire olmak, bana o ışığı daha çok yaymak gibi geldi. Ama bu hayali yaşamak, bazen çok uzak bir düşünceye dönüşebiliyordu.
Bir gün, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, kafamda hala o soru vardı: İki yıllık hemşirelik bölümü var mı? Aslında, ne kadar da imkânsız bir düşünceydi. Ama içimde bir şey bana, “Bunu denemelisin” diyordu. Birkaç arkadaşım, “Senin gibi birinin bu mesleği yapmak için çok fazla sabrı ve cesareti yok,” demişti. O an kalbimde bir kırıklık hissettim. “Sabır ve cesaret, sadece onları görmek isteyenlere mi ait?” diye düşündüm. O anda bir şeyi fark ettim: Herkesin bana biçtiği rolden çıkıp kendi yolumu çizmeliydim.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir hafta boyunca iki yıllık hemşirelik bölümü hakkında araştırmalar yapmaya devam ettim. Kayseri’deki birkaç okulu aradım ve sonunda öğrendim ki, evet, bazı üniversiteler, sağlık alanında iki yıllık meslek yüksekokulu programları sunuyordu. Ama bu bilgi de, sanki bir ışık gibi, içimi aydınlattığı kadar karanlığa da çekti. Gerçekten istiyor muyum? diye düşündüm. Zihnimde sürekli yankılanan bu sorunun cevabını, bir türlü bulamıyordum. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, bazen hayatın da bana ne söylemek istediğini anlamıyordum.
Bir gün, bir kafede oturup yazı yazarken, bir kadının hemşire olduğunu fark ettim. Yaşlı bir kadına yardım ediyordu, elini tutuyor, ona nazikçe su veriyordu. Gözlerindeki o empati, tam da benim hissettiğim şeydi. İçimde bir his uyandı: Evet, hemşire olmak, bu dünyaya biraz olsun anlam katmak demek! O an, tüm hayal kırıklığımı bir kenara bıraktım. Artık sadece bir soruyu değil, bir hayat yolculuğunu görüyordum.
Kayseri’nin Sokaklarında Bir Düş
Kayseri’nin sokaklarında, bir kış akşamı daha, bir yandan yürüyor, bir yandan düşünüyordum. “İki yıllık hemşirelik bölümü var mı?” sorusunun cevabı kadar, bu mesleği yapmanın ne kadar anlamlı olacağına dair içsel bir farkındalıkla yol alıyordum. Belki de her şeyin başı, sadece bir soruydu; bir hayalin peşinden gitmekti.
İçimdeki hayal, giderek daha büyük bir tutkuya dönüştü. O soruya cevap bulmak, belki de ilk adımı atmak kadar önemliydi. Kayseri’nin arka mahallelerinden birinde, her gün saatlerce yürüdüğüm sokaklarda, ne kadar da yalnız hissettiğimi anladım. Ama hayalimi tutkulu bir şekilde kovaladım, çünkü biliyordum ki, “bir soru” hayatımı değiştirebilirdi.
Sonuç: Her Şey Bir Soruyla Başlar
Sonunda, Kayseri’deki iki yıllık hemşirelik bölümü hakkında kesin bir bilgiye sahip oldum. Bu mesleği yapmanın benim için anlamlı olduğunu hissettim. Bir soru, bir yanıt, birkaç hayal kırıklığı ve en önemlisi umut… İşte hemşirelik, bana her yönüyle bunları öğretmişti.
Her hayalin ardında bir soru vardır ve bu soruyu sormak, bazen her şeyin başlangıcıdır. Hemşire olmak, sadece bir meslek seçimi değil, bir yaşam tarzıydı. Bu yolda ilerlerken, her anın kıymetini bilerek, hem kendimi hem de başkalarını daha iyi anlayarak yaşamak istedim. Çünkü gerçek anlamda hayat, bazen sadece bir sorunun cevabını aramakla başlar.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, o gün gözlerimden süzülen birkaç damla yaşla birlikte, geleceğimi daha net görmeye başladım. Hemşire olmak, aslında tam da içimdeki cesareti bulmak demekti. Bu yazıyı okuyan herkese, sadece bir soru sormaktan korkmamalarını öneriyorum. O soru, belki de hayatınızın yönünü değiştirecek ilk adım olacaktır.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Bij olarak “İki yıllık hemşirelik bölümü var mı” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.