Ölmüş Koyun Kesilir Mi?
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, her zaman espri peşindeyim ama içimden çoğu zaman “Acaba gerçekten doğru düşünüyor muyum?” diye geçiren biriyim. Hani şu tiplerdenim; gülüp eğleniyorum ama başımı yastığa koyduğumda hayatı sorgulayan, her şeye anlam yüklemeye çalışan bir karakter. Bugün de işte tam bu ikili halimi, “Ölmüş koyun kesilir mi?” sorusu üzerinden anlatmaya karar verdim. Koyun nedir, niye öldü, kim karar verdi kesileceğine? Sorular peş peşe. Her şeyden önce, evet, “Ölmüş koyun kesilir mi?” sorusu bana öyle bir derinlikli geliyor ki, bir anda kendimi işin içine koymamla birlikte komik bir dizi içsel sorgulamanın tam ortasında buluyorum.
Koyun Kesme Filosofluğuna Adım Atarken
Bir pazar sabahı, bir arkadaşımın “Ölmüş koyun kesilir mi?” sorusunu duyduğumda, şoka uğradığımı itiraf ediyorum. “Hadi be, bu soruya da mı takıldık şimdi?” diye geçirdim içimden ama sonra işin aslında düşündüğümden çok daha derin olduğunu fark ettim. Koyunlar, aslında bizim hayatımızın o kadar içinde değiller, değil mi? Sabah kahvaltısında sucuklu menemen yediğimizde “Vay be, bu sucuk nasıl yapıldı?” diye hiç sormuyoruz. Ama bir koyunun ölümüne gelip de “Kesilir mi?” diye sorunca, meseleye birden felsefi bir boyut katılıyor.
Dış ses: “Koyun öldü, ne yapalım, kebap olmasın mı?”
İzmir’de mesela, herkesin bildiği bir gerçek vardır: Koyun kesme işine girecek insanın biraz da filozof olması beklenir. Yani mesela koyun kesilecekse, önce bir “Bunun ruhu var mı?”, “Hangi şartlarda öldü?”, “Eğer bir koyunun ruhu varsa, biz onu kesersek nasıl bir etkileşim olur?” gibi soruları sorgulamak gerek. Öyle değil mi?
Hadi Ama, Bu Kadar Ciddi Olmaz!
Düşünsenize, bir koyun kesilmeye karar veriliyor. Tamam, bazen işte işler biraz aceleye gelebilir, zaman zaman koyun ölmüş olabilir. Ama ben öyle bir insanım ki, “Ölmüş koyun kesilir mi?” sorusunu duyduğumda, içimden hemen bir senaryo geçiyor:
İç ses: “Hadi ya, koyun ölmüş ama bence iş burada bitmedi. Belki de başka bir şey oluyor. Koyunlar bence bir şekilde bir araya gelip bir protesto yapacaklardır. ‘Niye beni kesiyorsunuz?’ diye bağıracaklardır. Hadi bakalım!”
O an işin içine mizah giriyor tabii. Ölmüş koyun kesilir mi? Bu işin sonunda bir koyun grubu, protesto yapmaya karar verse, acaba hangi haklı gerekçeyi sunarlardı? “Bu koyun öldü ama haklarımızı korumak istiyoruz!” gibi bir açıklama beklerdim. Belki de koyunlar, farkında olmadan bir “hayvan hakları savunuculuğu” başlatırlar ve kim bilir, belki de onlarla birlikte bizler de birer aktiviste dönüşürüz.
Koyunlar da Bizim Gibidir
Koyunun kesilmesi hakkında başka bir açıdan bakarsak, aslında koyunlar da bizim gibi yaşamın içinde. Hani, “Bunlar zaten her şeyin farkında mı?” diye düşünürken, aslında onlar da duygusal varlıklar. Ama biz insanlar için her şey basit. Koyun öldü, hadi keselim. Ama ölmüş koyun kesilir mi, sorusunun bu kadar basit olmadığını düşündükçe, işler karmaşıklaşıyor.
Dış ses: “Koyun kesmek konusunda takıldın ama yine de markette kasaya gelirken gülümsüyorsun. Hadi, bakalım!”
Evet, belki de işin en trajikomik yanı, bizler için basit olan bazı şeylerin aslında öyle basit olmadığını fark ettiğimizde, her şeyin daha derin anlamlara büründüğüdür. Bir koyunun ölümü, bir insanın hayatı kadar karmaşık olabilir.
Koyun Kesmek – Ciddiyet ve Mizahın Karşıtlığı
Bir koyunun ölümüne saygı duymak gibi bir sorumluluğumuz yok belki ama, yine de en azından bir hayvanın ölümüyle ilgili düşünmek, ona değer vermek bizim en basit insani görevlerimizden biri olmalı. Ben de işte böyle derin düşüncelerle boğulurken, birden kendimi koyunlarla ilgili şüpheci bir aktivist gibi hissettim. Bütün bu kesme işlemi, sadece bir koyunun sonu değil, bir sistemin sonu olabilir.
Bir başka açıdan bakacak olursak, zaten öldüğü için kesmeye karar verilen koyun, en başından bir şekilde “kesilmeye mahkum” olan bir canlıydı. Bütün o ölüme kadar olan süreç, sanki “Beni bu dünyada yalnızca etim için var ettiniz” diyen bir koyunun hikayesi gibiydi. Bir yanda ölmüş koyun kesilir mi diyoruz, diğer yanda hayatın bize sunduğu bu basit gerçekliği – bir koyunun etinin kesilmesi – mizahi bir şekilde ele alıyoruz.
İç ses: “Hadi ama, koyun kesmek ciddiyet ister dedin ama şu an bir koyunun kafasına şapka giydirip, onu podyumda yürütmek aklından geçti. O zaman ne olacak?”
Sonuç: Koyun Kesilse de, Bizim Koyun Gibi Düşünmememiz Gerekiyor
Sonuç olarak, “Ölmüş koyun kesilir mi?” sorusuna verilen yanıt aslında oldukça basit. Koyun kesilebilir mi? Evet, ama bu kesilme olayına dair başka katmanlar var. Hayatın sonu, her ne kadar kaçınılmaz olsa da, bu sonu başkalarına dayatmadan önce bir an durup düşünmek gerek.
Bence koyunlar, belki de bizlere kesilmenin, hayatın sadece sonu değil, bitiş değil, bir sürecin tamamlanması olduğunu hatırlatıyorlar. Ölmüş koyun kesilir mi sorusu, sadece bir soru olmaktan çıkıp, yaşamın anlamı üzerine bir sorgulamaya dönüşüyor. Evet, bazen ölü koyunların kesildiği bir dünyada, biz de aynı şekilde bir süreçten geçiyoruz, ama her bir anı değerlendirmek ve mizahi bakış açımızla bu anları güzelleştirmek gerek.
Koyunların kesilmesi, belki de sadece bir başlangıçtır. Hayat, her şeye rağmen devam eder, her ne kadar bazen çok fazla derin düşünmemiz gerektiği izlenimine kapılsak da.