Bir Akşamın İçinde Başlayan Hikâye
Sizi Bij’da “Kasten basit yaralamadan HAGB kararı verilebilir mi” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Kayseri’de kış erken çöker. Sokak lambaları daha saat altı olmadan yanar, hava keskinleşir, insanın yüzüne çarpan rüzgâr sanki bir şeyleri hatırlatmak ister gibi sert eser. O akşam da öyleydi. Defterimi açtığımda elim biraz titriyordu, çünkü günün nasıl biteceğini bilmiyordum. Aslında hiçbirimiz bilmiyorduk.
Ben 25 yaşındayım. Günlük tutarım. Bazen bir günü kurtarmak için, bazen de içimde birikenleri taşmamak için yazarım. O gün yazdığım ilk cümle hâlâ aklımda:
“Bugün her şey çok hızlı oldu ve ben yetişemedim.”
Bir Tartışmanın Küçük Bir Kıvılcımdan Yangına Dönüşmesi
O gün arkadaşlarımla bir kafedeydik. Sıradan bir buluşma olacaktı. Gülüşmeler, çaylar, telefon ekranlarına dalan bakışlar… Ama her şey küçük bir cümleyle değişti.
Kim söyledi hatırlamıyorum ama konu bir anda eski bir meseleye geldi. İçimde uzun zamandır biriken kırgınlıklar vardı. Bazı şeyleri yıllardır yutuyordum, sanki boğazımda görünmeyen bir taş gibi duruyordu.
Sesim yükseldi. Önce fark etmedim bile. Sonra bir anda herkes sustu.
Ve o an… kontrolün benden çıktığını hissettim.
Bir itişme oldu. Bir anlık bir şeydi aslında, ama o anın içinde dünya büyüdü, sesler büyüdü, öfke büyüdü. Sonra biri yere düştü. O an içimde bir boşluk açıldı.
“Ne yaptım ben?” diye düşündüm ama sesim çıkmadı.
Kafedeki herkes donmuş gibiydi. O anın ağırlığı, saatlerce sürecek bir sessizlik gibi üstüme çöktü.
Polis, Hastane ve Gerçekliğin Sert Yüzü
Bir süre sonra her şey çok hızlı gelişti. Polis geldi. Sorular, ifadeler, kalabalık bakışlar… Sanki bir rüyadan uyanmam gerekiyordu ama uyanamıyordum.
Hastaneye gidildiğini söylediler. O kişinin durumu ciddi değildi ama “basit yaralama” denilen bir şeydi bu. Kelimenin basit olması bile garipti. Hiçbir şey basit değildi aslında.
O gece eve döndüğümde ayakkabılarımı bile çıkarmadan koltuğa oturdum. Annem bir şeyler sordu ama cevap veremedim. İçimde sürekli aynı cümle dönüyordu:
“Ben bunu nasıl yaptım?”
Defterimi açtım ama yazamadım. İlk defa kelimeler benden kaçtı.
Mahkeme Günü Yaklaşırken
Günler geçtikçe olay bir dosyaya dönüştü. Ben ise hâlâ o günün içinde sıkışıp kalmış gibiydim. Avukatımla görüştüğümde kelimeler daha da ağırlaştı.
“Kasten basit yaralamadan HAGB kararı verilebilir mi?” diye sordum ona. Sesim düşük çıkmıştı. Bu soruyu sorarken bile sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissettim.
Avukatım sakin bir şekilde baktı.
“Şartlarına bağlı,” dedi. “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yani HAGB, bazı durumlarda kasten basit yaralama gibi suçlarda verilebilir. Ama mahkemenin takdiri, sabıka durumu, pişmanlık ve zarar giderimi gibi birçok unsur var.”
Bu cümleler bana hem umut verdi hem de daha büyük bir korku getirdi. Çünkü artık her şey “olabilir” ile “olmayabilir” arasında asılıydı.
Ben ise sadece o anı geri almak istiyordum.
İçimdeki Sessiz Savaş
Geceleri uyuyamıyordum. Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken, ben kendi içimde daha büyük bir soğukluk hissediyordum. Defterime yazdıklarım giderek daha da karanlıklaştı.
“Bir anlık öfke, bir ömürlük düşünceye dönüşebilir mi?”
O soruyu kendime defalarca sordum. Cevap bulamadım.
Arkadaşlarım aradı, bazıları konuşmak istedi, bazıları uzaklaştı. İnsanların bakışları değişmiş gibiydi. Sanki herkes beni o anla tanımlıyordu. Oysa ben o an değildim. Ama bunu anlatmak zor.
Mahkeme Salonu ve Sessiz Bekleyiş
Şunları da İnceleyin: Kasko, karşı tarafa değer kaybı öder mi ?
Mahkeme günü geldiğinde elimde defterim vardı. İçine hiçbir şey yazmamıştım ama yanında taşımak bana güç veriyordu.
Salon soğuktu. Duvarlar bile sessizdi. Hakimin sesi yankılandığında kalbim hızlı atmaya başladı.
Olay anlatıldı. Tanıklar konuştu. Ben dinledim.
En zor an, bana söz verildiği andı. Ayağa kalktım ama sanki sesim benden önce yere çöktü.
“Pişmanım,” dedim. “Gerçekten pişmanım.”
Bu kelime ne kadar yeterdi, bilmiyordum.
HAGB Umudu ve İçimdeki Çatışma
Savunma sırasında avukatım yeniden HAGB ihtimalinden bahsetti. Kasten basit yaralama suçunda şartlar oluşursa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebileceğini söyledi.
Bu cümle salonda yankılanırken içimde iki farklı duygu çarpıştı. Bir tarafım “belki her şey tamamen bitmez” diyordu. Diğer tarafım ise “ama olan oldu” diyordu.
HAGB kelimesi benim için bir hukuk teriminden çok daha fazlasına dönüşmüştü. Sanki hayatımın ikiye ayrıldığı bir kapı gibiydi.
Bir taraf geçmişe, diğer taraf belirsiz bir geleceğe açılıyordu.
Kararın Açıklandığı An
Hakim kararını açıklarken zamanı hissetmedim. Sanki her şey yavaşladı.
Kasten basit yaralama suçu sabit görülmüştü. Cezadan bahsedildi. Sonra o cümle geldi:
“Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına…”
O an nefes aldığımı fark ettim ama sanki nefes yıllardır içimde birikmiş gibi ağırdı.
Sevinç miydi bu? Rahatlama mı? Yoksa sadece ertelenmiş bir gerçeklik mi?
Bilmiyorum.
Sadece oturdum.
Kayseri’ye Dönüş ve İçimdeki Sessiz Değişim
Eve döndüğümde Kayseri’nin sokakları aynıydı. Aynı ışıklar, aynı soğuk, aynı sessizlik… Ama ben aynı değildim.
Defterimi açtım ve ilk kez uzun bir şey yazdım:
“Bazı hatalar insanı hemen değiştirmez. Ama geceleri uyutmamayı iyi bilir.”
HAGB kararı verilmişti. Yani hayatım tamamen bitmemişti. Ama artık her şey daha dikkatli, daha kırılgan, daha farkında yaşanacaktı.
Sonrasında Gelen Günler
Günler geçtikçe içimdeki suçluluk duygusu tamamen kaybolmadı. Sadece şekil değiştirdi. Bazen pişmanlık, bazen öfke, bazen de kendime karşı sessiz bir yargı…
Arkadaşlarımdan bazıları geri döndü. Bazıları uzak kaldı. Ben kimseyi zorlamadım.
Çünkü artık şunu öğrenmiştim: Herkes seni senin kendini affedebildiğin kadar affeder.
HAGB’nin ne anlama geldiğini sadece hukuk kitaplarından değil, hayatın içinden öğrenmiştim. Bir şans mıydı? Evet. Ama aynı zamanda bir hatırlatma gibiydi.
İçimde Kalan Son Cümle
Şimdi defterimi kapatmadan önce şunu yazıyorum:
“Bir an her şeyi değiştirebilir. Ama insan, o anın içinde kaybolmak zorunda değil.”
Kayseri’nin gecesi yine soğuk. Ama ben artık o soğuğu farklı hissediyorum. İçimde hâlâ kırık yerler var, ama o kırıkların içinden sızan bir farkındalık da var.
Ve belki de en önemlisi şu: Hayat, bazen en sert derslerini en sıradan günlerde verir.
Okuyucularımıza “Kasten basit yaralamadan HAGB kararı verilebilir mi” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Bij ekibi olarak bizi okumaya devam edin!